Hayatınızı İyileştirin

Hayatınızı İyileştirin

Yaşamın birçok evresinde, üstesinden gelmekte zorlandığımız şeylerle karşıla­şırız. Çabalar durur; benzer durumlar ve hatta çözüme kavuşturduğumuzu düşündüğümüz şeylerle bile yeniden karşılaşırız. Çoğu zaman kendimizi tü­kenmiş hisseder, bize rehberlik edecek bir güce ihtiyaç duyarız. Lakin aslında gücün kendimiz olduğunu sıklıkla göz ardı ederiz; hepimizin içinde bizi seven, destekleyen ve bizlere daha iyi bir haya­tın var olduğunu hatırlatan bir güç var­dır. Zihnimiz, bedenimiz ve ruhumuz muhteşem bir denge hâlindedir. Geli­şerek, dönüşerek ve yeniden büyüyerek bu denge hâlini ve içimizdeki gücün sonsuzluğunu keşfedebiliriz. Heal Your Life (Hayatınızı İyileştirin) öğretisi, bize içimizde neyi, nerede ve nasıl anlamlandırdığımızı bulmamıza rehberlik eder. Louise Hay tarafından tasarlanan çalış­malar sayesinde kendimizi sevmeyi, onaylamayı ve affetmeyi öğreniyoruz. Bu çalışmalarla, içimizdeki güçle mü­kemmel ilişkilere, mükemmel bir ka­riyere ve mükemmel bir hayata kavu­şabiliriz. Louise Hay’ın dediği gibi, içinizdeki güçle ne kadar çok ilişki kurarsanız, hayatınızın her alanında o kadar özgür olursunuz. Kendi rehberliğinizde çıkacağınız bu yolculuk sonunda harika bir insanla karşılaşacaksınız: Muhteşem siz….

Etkili İletişim ve İnsan İlişkileri

Etkili İletişim ve İnsan İlişkileri

Zirvede, sürdürülebilir bir mutluluğa sahip olmak, tüm yetkinlik ve yeteneklerinizden tam olarak faydalanmayı gerektirir. Biz ve çevremiz, asıl güçlü taraflarımız neyse ona odaklanıp üretebileceğimiz maksimum değeri ortaya çıkarmak yerine, genellikle kişisel gündem ve çıkarlarla oluşan kısa dönemli aykırılıklar nedeniyle günü geçirmeye ve risk almamaya odaklanırız. Bu durum, elde edilen başarının düşüklüğü nedeniyle bizi tatmin etmezken, sadece günü kurtarmamızı sağlar. Bu çalışma, bizi konforlu alanlarımızdan çıkararak iletişim konusunda yaratıcı düşünceye nasıl sahip olabileceğimizi, anlatılanlar kadar anlatılmayanları da dinlemeyi; insanların güçlü yanlarına nasıl odaklanacağımızı, çalışmaktan gerçekten haz alabileceğimizi fark etmemizi ve kendimiz için iyi olan şeyin ne olduğunu keşfetmemizi amaçlamaktadır.
Teknoloji Bağımlılığı

Teknoloji Bağımlılığı

İnternetin birçok kolaylığı size kısa sürede sağlaması, eğlenceli oyunları ve sosyal medya takibi bazı kişilerin internet ortamında geçirdiği zamanı fark etmemesine sebep olabilmektedir. Bu durum fazlalaştıkça gençler internetsiz yapamaz hale gelebilir. Madde bağımlılığında olduğu gibi internet bağımlılığında da tolerans ve yoksunluk görülmektedir. Buna ek olarak internet bağımlılığı gencin sosyal ortamlardan uzaklaşmasına dolayısıyla yakın çevre ilişkilerinde bozulmalara neden olabilmektedir. Kafanızda şöyle bir soru şekillenebilir: Günümüzde birçok kişi işini ya da okul hayatını internet üzerinden saatlerce zaman harcayarak yürütüyor. Bu noktada çoğu kişi için internet bağımlısı diyebilir miyiz? Tabii ki hayır. Burada şunu düşünmekte fayda var. İnternete girerek bazı bilgiler araştırma zorunluluğu taşımak ya da işlerini bu kanaldan sürdürmek, internet olmadan yapamamak hissinden oldukça farklıdır. İnterneti normal ölçülerde kullanan kişilerde böyle bir his yoktur. İnternette geçirdikleri zamanın haricinde günlük yaşam kalitelerini koruyabilirler. Diğer yandan internet ortamında aşırı vakit geçiren, oyun oynayan kişiler zamanlarının çoğunu bilgisayar başında tüketirler ve bir noktadan sonra zaman kavramını kaybedebilirler. Bu olumsuz tablo genellikle çocuklar ve gençlerin, dolayısıyla ailelerinin yaşadığı bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Çocuğunuzun uykusu geldiği hâlde oyunda kalmayı devam etiğini gözlemliyorsanız ya da internet aranızda bir problem haline dönüştüyse tehlike sinyallerine kulak vermenizin zamanı geldi demektir.
Sınav Performans Kaygısı

Sınav Performans Kaygısı

Sınavda başarısız olursam aileme ne söyleyeceğim? Bu sınav benim bütün geleceğimi etkileyecek! Sınavda soruları yetiştiremeyeceğim! Arkadaşlarım sınavdan yüksek puan alırken, ben açıkta kalacağım! Ailemi hayal kırıklığına uğratacağım! Bireyin zihninde birer sinyal olarak yanıp sönen tüm bu düşünceler var olan kaygı düzeylerini daha da arttırmaktadır. Sınava bu düşünceler eşliğinde giren bir öğrenci sınav esnasında dikkatinde bölünmeler yaşayabilir. Çünkü bir yandan çözmeye çalıştığı sorulara cevap ararken diğer yandan kaygı sinyalleri zihninde yanıp sönmektedir. Bu sinyallerin bazı yansımaları da bedende oluşur. Kaygının bedendeki yansımalarından olan kalp çarpıntısı, nefesteki değişim (kısa, kesik kesik, tutuluyormuş hissi), ellerde titreme bireyin sınav esnasında yüksek performans göstermesini engeller çünkü bedendeki bu olumsuz değişimler kişinin zihnindeki düşünceler ile doğrudan bağlantılıdır ve kaygıyı daha çok tetikler. Ayrıca karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal, sık idrara çıkma isteği, uyuşma, baş ağrıları, ağlama krizleri, gerginlik vb.. sayılabilir. Beynimiz her sınav için kaygı-korku merkezini tekrar uyaracak sinyaller verir ve yine fiziksel belirtilerin oluşmasını sağlar. Sınav kaygısı yaşayan kişi kendisini hiçbir zaman yeterli bulmadığı gibi çoğu zaman da başarısız bulur. Daha önceki başarılarını hiçe sayıp her seferinde aynı beklenti kaygısıyla özgüvenini düşüren, eleştirel, kendine acımasız bir ruh haline bürünür. Haliyle verimliliği düşeceği için beklentisinin altında bir performans sergiler. Bir süre sonra sosyal geri çekilme ve içe kapanma ile tedavi gerektirecek işlevsellikte bozulma halini alabilir.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Dikkat eksiliği ve hiperaktivite birbirinden çok farklı özellikte iki bozukluk olup, beynin aynı bölgesinden kaynaklandığı için birlikte değerlendirilir. Ayrı ayrı görülebildiği gibi ikisinin bir arada görüldüğü karışık tip devardır. Dikkat eksikliği; kişinin yaşına, bulunduğu sosyo kültürel duruma göre konsantre olmada güçlük çekme, dikkati sürdürememe ve dış etkenlerle çabuk dağılma, unutkanlık, dalgınlık, dağınıklık ve dikkat, sabır istenen işlerden sıkılma, kaçınma davranışı göstermektir. Eğer yapılan iş zevk veren eğlence amaçlı ise pür dikkat olunur, sorumluluk ve disiplin isteyen bir iş ya da ödev ise dikkat dağınık olur. Peki, dikkat eksikliği hepimizde azda olsa yok mu? Evet herkeste bir miktar dikkat eksikliği var ama günlük hayat akışını, eğitimi, işi, işleyişi bozacak kadar olduğu zaman mutlaka tedavisi gerekir. Sürecin ertelenmesi ile daha çok zarar veren geç kalınmış ve yıpratılmış bir hayatın kimseyi mutlu etmeyeceği önemsenmelidir. Hiperaktivite ise; kişinin yaşına ve bulunduğu sosyo kültürel yapıya göre çok hareketli, çok konuşan, sabırsız, aceleci, yerinde duramayan bir durumun sergilenmesidir. DEHB’de tedavi imkanı olduğu halde zaman zaman aileler tarafından yok sayılması ve ötelenmesi hem çocuğa hem de aileye büyük zarar vermektedir.Aile, okul uyumu, öğretmen tutumu ve terapist işbirliği ile bütüncül bir tedavi gerektirir. Erken tanı ve tedaviyle olası akademik ve sosyal zorlanmalarla özgüven sorunu gibi psikolojik sorunlar aşılabilir
Yazı Atölyesi

Yazı Atölyesi

Bu atölye çalışmasıyla kendinizi ve derinliklerinizi keşfetmenize imkân tanıyacak etkinlikler düzenleyecek, metinler yazacağız. Hepimizin bir hikâyesi vardır, değil mi? Özellikle insanlarla paylaşmak isteyeceğimiz kıymetli hikâyelerimiz… Siz de içinizdeki yazma gücünü açığa çıkarıp bir şeyler yazmak ve yazdıklarınızı insanlarla paylaşmak istemez misiniz? Hayatınıza yeni bir renk eklemek, yazdıklarınızla birilerine sevgi, şefkat, ses, umut, çığlık olabilmek için… Bunu belki kısa bir hikâyeyle, belki bir novellayla ya da kendi hayat deneyimlerinizle yarattığınız karakterler üzerinden insanlarla paylaştığınız bir romanla… Kendinizi keşfetmeye hazır olun ve keşfinizin sonucunda neler çıkaracağınızı görün. Yazmanın temel ve püf noktalarını öğrenmek isterseniz; uygulamalı, yorumlamalı ve karşılıklı anlatımlarla yapılacak olan, sohbet havasında gerçekleşecek bu atölye çalışmamıza katılımınızı bekleriz.
Transaksiyonel Analiz

Transaksiyonel Analiz

  • Çocuk Benliği Nasıl Davranışlar Gösterir?
  • Yetişkin Benliği Nasıl Davranışlar Gösterir?
  • Ebeveyn Benliği Nasıl Davranışlar Gösterir?
  • Farklı Benlikler Arasındaki İletişim Nasıl Etkilenir?
Transksiyonel Analiz modeli Eric Berne’in düşüncelerini temel aldığından insan gelişimine ilişkin varsayımı model için temel belirleyicidir. Örneğin, insanın dünyaya gelirken eksiksiz olduğunu ve büyüme sürecinde yaşadığı olumlu ve olumsuz kabul edilebilecek her şeyin, telkinlerin, algılamaların hastalıklı durumları ortaya çıkarabileceğini öne sürmektedir. Transaksiyonel Analiz teorisinin içeriğinde benlik durumları yer alır. Bu benlik durumları şunlardır: 1)Yetişkin benlik durumu 2)Çocuk benlik durumu 3)Ebeveyn benlik durumu Her insan, iletişim içerisindeyken, mutlaka yukarıdaki rollerden birini taşımakta ve buna göre davranışlarını belirlemektedir.  
NLP

NLP

Yaşamdan arzu ettiklerini alabilenler, her şeyden önce kendilerini bilenlerdir. Kendini bilmek, ne istediğini ve ne istemediğini bilmekten çok daha derin bir meseledir. Basit bir ürün aldığımızda bile yanında bir kullanma kılavuzu buluruz ve el yordamı yerine bu kılavuzu adım adım okuyarak ürünü tam performansıyla kullanabiliriz. Her bir ürünün de kılavuzu eşsizdir çünkü genel bilgi vermek yerine, söz konusu ürünün kendine has özelliklerini ve donanımını anlatır. Beynimiz de, doğarken bize verilmiş eşsiz bir armağandır. Bir ürün ile ortak özelliği ise, bugüne kadar hiç farkına varmamış bile olsak, beynin de bir kullanma kılavuzu olduğu gerçeğidir. Bu kılavuzun varlığı, yıllar önce tesadüf denilecek biçimde fark edilmiş; her potansiyel gibi üzerinde çalışılarak bugün geldiği noktada çok daha hassas ve ince detayları da içine alır biçime gelmiştir. Bu kılavuz, hala da, okuyan kişinin sınırsız olma kabiliyeti kadar sınırsızlık barındırmaktadır. Eşi benzeri olmayan kılavuzunuza ulaşmak için ilk adım, meraklı olmanız. Merak, kendini “Neden?” ve “Nasıl?” soruları ile belli eder. “Neden eşime öfkeleniyorum?”, “Neden kendimi ifade ederken sesim titriyor?”, “Neden mutlu olmakta zorlanıyorum?” ardından gelen “Nasıl daha huzurlu olabilirim?”, “Kendimi nasıl daha iyi ifade edebilirim?”, “Nasıl bir yol izlersem tatmin edici sonuçlar alabilirim?” gibi. Bu merak, size kılavuzunuzun ilk sayfasını açtıracak. İnanması güç bir dünyaya, bugüne kadar hiç tanışmamış olduğunuz bir size, “kendiniz”e adım atacaksınız. Elbette sizi uyarmalıyım, bu macera, size aynı zamanda bir de sorumluluk getirecek. Eskisi gibi, “O bana bunu söyledi, canımı çok sıktı”, “Memleketin bu hali kafamı karıştırıyor, uykusuz kalıyorum”, “Bence ben bu konuda yetenekli değilim, yapamam”, “Çok isterdim ama para nerdeee?” ve benzeri söylemlerinizin tamamı çöpe gidecek.
Bedenin Kendini İyileştirme Gücü

Bedenin Kendini İyileştirme Gücü

İyi olma hâli sadece bedensel midir? Her gün etkisinde kaldığımız toksinler olumsuz duygu ve düşünceler, yiyeceklerimize bulaşan kimyasallar, yaşadığımız mekânlar, hava vs.- değil; duygu, düşünce ve negatif enerji de bedenlerimiz üzerinde yıkıcı etkiye sahiptir. Dümeni bozuk bir geminin doğru hedefe gitmek için zorlanması gibi… Bu konuda dışarıdan yardım kadar (kaliteli besinler tüketmek gibi) kendimizdeki saklı şifacıyı anlamak ve aktif hâle getirmek de çok önemlidir.

İnsan manyetik alana sahip enerjik bir yapıdır. Her hücre, mili volt ölçeğinde enerji santralidir. Bu hücrelerdeki değişiklikler de hastalıklara sebep olur. Tükettiğimiz yiyecekler ve bedenimiz sadece protein ve yağdan oluşan bir yapı değil, daha derin anlamı olan bir yapıdır. Bedendeki enerji akışı bozulursa, gıdaları işlemek de güçleşir ve işletme mekanizması bozulur. Oksijeni işleyecek makineler doğru çalışmaz ve yaşlanır ya da hastalanırız.

Kaliteli yaş almak, zihinsel ve bedensel olarak optimum seviyede olmak yeni çağın mottosu!
Uygulamalı seminerimizle kendi beden, duygu, düşünce ve enerji durumunuzla ilgili bilgi sahibi olmaya bir adım atın. Doğuştan gelen yaşam enerjisini artırmak, gıdalar ve nefesten gelir. Bunlara yönelik çalışma, hücresel düzeyde iyi olma hâline doğru yol almamızı sağlar. Bedensel ve ruhsal durumumuz, enerjimizi etkiler ve çekim yasasına göre hayatımızı da etkiler.

Doğru Beslenmek

Doğru Beslenmek

Ne Yersen O’sun

Ne yersen o’sun ama ne düşünürsen de! Ne hissederseniz de o’sunuz. • Beslenme • İlişkiler • Anti-Aging • Yaşama Dair • Geleneksel Çin Tıbbı Beş Element Teorisi • Hint Tıbbı Ayurveda • Modern Tıp Gözünden Bakış • Nasıl esnek ve sağlıklı olabiliriz? Yaşam bir enerjidir ve yaşam enerjisi doğru akarsa sağlıklı, mutlu, kaliteli bir hayatımız olur. Aldığımız besinler önemli ama asıl önemli olan, yapımıza uygun besinleri almaktır. Besinleri dönüştüren bizleriz. Bunu ne kadar iyi yaparsak, yaşam enerjimiz bir o kadar artar. Sağlıklı olduğumuzda, yaşamdaki iyi ve güzel olanı çekme gücümüz de artar. Niyetimiz, teorik ve uygulamalı çalışmalarımızla kendinize, aldığınız besinlere ve yaşama dair farkındalığınızı oluşturmak; hayatınıza yeni bir pencere açmak. Kişiye özgü beslenme hareketi, kişiye optimum fayda sağlar. Yapacağımız meridyen ve enerji kanalları üzerinde çalışma, yaşamdaki blokajları açmak ve geleceğe iyilik hâlinde gidebilmek üzerine yapılan çalışmalar; kişinin kendisine uygun seçilen arınma çalışmaları stres ve kaygının azalmasına yardım ederken, iş ve çalışma motivasyonunda da size fayda sağlayacak.